3 Ocak 2013 Perşembe

'Rüzgâr uzak karanlıklara sürmüş yıldızları

'-Yıldızları izleyelim mi' diye sormuştun. Şaşırmamı istemiştin, ve evet şaşırmıştım.

Atılgan gerçekte B.'ye yetişebildi mi diye düşünürken aylak aylak, yabancı birinin masama oturup yıldızları izleyelim mi diye sormasına değil ama güneşin altında gelen soruya şaşırmıştım. '-Gündüz vakti mi' diye cevap vermiştim karşıma oturmuş adama.

Sonra terslenmeyi bekleyen muzur bakan yüzüne ciddi bir ifade takınıp '-Hayır, her gece, uyumadan önce' demiştin küstahça.  Ne tepki vereceğimi hiç kestiremeden, sonunda sırıtmadan.

Cevap vermemiştim sana. Beyaz tahta sandalyesinin kulpuna astığım hasır çantamdan cüzdanımı çıkarıp masaya üstü kalsın dediğim bir hesap bırakıp gitmiştim taş kahveden. Kıpırdamadan gidişimi izlediğine emin olmasam arkamı dönüp o çocuk haline sadece bir kere bakmak istedim gülümsememi kendimden saklayarak.

Ama bakmamıştım. Çocuk halime dönmek istercesine sahildeki dondurmacıya girip limonlu dondurma ısmarlamıştım kendime.

Bir çocuk için fazla zor bir soru kalmıştı aklımda. Acaba tanışmış olabilir miydik?

Oysa bir çocuk için fazla kolay bir soru sormuştun. Yıldızları izleyelim mi, ??, ıımmm neden olmasın.

Serserinin teki olmalı, ama gözlerini hatırlıyorum gibi, komiklik yaptı sanıyor küstah, ama yüzüne elim değmiş gibi, belli ki aklı beş karış havada, ama daha önce onu sevm, ee yeter ama. tatlı bir anıydı işte, bitti.

Ertesi gün taş kahvenin önünden geçtim belki oradasındır diye. Gönlüme rüzgarın girmişti artık bir kere.

Yoktun. Belli ki birbirimize teğet geçmişiz diye geçirdim içimden. Bilememiştim gerçeği, geleceği Cunda'nın sokaklarını gezerken. 

Sonu mutlu bitmeyen hikayemize rağmen iyi ki bilememişim, bilirsin sürprizleri severim.

Niye hatırladım bu evrendeki ilk günümüzü şimdi bilmiyorum ama umarım başka bir evrende beraber yıldızları izliyoruzdur hala, her gece, uyumadan önce...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder